Bunlar tekneyle seyir sırasında yaptığımız avlar. Güneyde seğirtme ve sırtı olarak adlandırılan, Marmara ve Istanbul civarında uzun olta denilen teknikler ile seyir esnasında av yapmak mümkün.
Biz prensip olarak, her zaman yelkene ve seyre öncelik verdiğimiz için, balık yakalamak için durmak veya seyir süratini düşürmek/değiştirmek taraftarı değiliz. Sözkonusu seyirde sürat neyse, ona uygun takım ve düzenek kullanarak trolling tekniği ile avlanmak mümkün. Bunun için bazı hususlara dikkat etmek gerekiyor. Bunlar:
1-Seyir sürati genelde 3-6 mil arasında değişiyor. Bazen sert havalarda 8-10 mile kadar çıkabiliyor. Buna göre yüzeyden gelen veya derine dalan tipte düzenekler kullanıyoruz.
2-Biz trança, sinarit veya orfoz/lahoz gibi derin su balığına yönelik bir av yapmıyoruz. Bunun iki sebebi var. Bir tanesi oltayı 20-30 lu metrelere kadar daldırmak için dip yapısına çok iyi hakim olmak gerekiyor. Derinliklerin değiştiği yerlerde, oltayı dibe takıp tüm takımı kaybetmek işten bile değil.
İkincisi ise bu tip balıkların, kılıç-orkinos ve lambuka gibi pelajik göçmen balıklardan farklı olarak yerli taş balıkları olması. Çoğunun da soyu tehdit altında… Gerçi amatör oltacılık açısından bu balıkların hiçbirisi için geçerli bir av yasağı yok ancak, prensip olarak biz daha çok yüzey balıkları ile ilgileniyoruz.
3-Sezon durumuna göre, palamut, lambuka, kılıç, orkinos ve akya sık karşılaşılan balıklar. Özellikle Ağustos’un ikinci yarısından sonra ve Eylül-Kasım ayları arasında çok iyi av veriyorlar.
Bazılarına (levrek, lambuka, palamut ve yazılı orkinos) boğazlarda, kanallarda ve kıyıya yakın yerlerde karşılaşırken; bazıları da (kılıç veya orkinos gibi) 500 metreden derinde, açık denizde yüzeyde avlanan balıklar, sahile sokulmuyorlar ve büyük av trofeleri veriyorlar.
4-Yere, sürate ve tekniğe göre farklı düzenekler kullanmak gerekebiliyor. Biz genelde 10 metre derinliğe kadar olan sistemler kullanıyoruz. 4 milin üstünde daldırıcılardan (fish seker) yarar görmedik. Keza down rigger tabir edilen derin daldırıcıları kullanmıyoruz.
5-Derine daldırıcılar için, 200-300 gm ağırlık ile Youzuri’nin modellerini tercih ediyoruz. Yüzeyden gelen sistemlerde Willimas-Wilkinson’un kalamarları ve aktif sistemleri kullanılabilir.
 |
 |
Randıman aldığımız iki farklı sistem yapay yemler. (You-Zouri 20 ve 30 feet Deep Trolling ve Wilkinson Pro-Jet) |
6-Fırdöndü olarak bilyeli karbon fırdöndüleri tercih ediyoruz. Standart fırdöndülere göre çok daha yüksek çeker güçleri olan bu fırdöndülerin tercihen siyah renkli olması balığın dikkatini çekmemesi açısından önemli.
7-Olta bedeni olarak 0.35-0.80 arası %100 fluorocarbon monofilament misinalar kullanıyoruz. FC ürünler, su içerisinde çok az belirgin olduğu için performansı arttırıyor, ancak muadillerine göre oldukça pahalı. Düğüm açısından da benzerlerine göre daha zayıf oldukları için, büyük avlarda güçlendirilmiş ürünleri tercih edebiliyoruz.
8-Ana misina olarak biz örgü Dyneema ürünleri kullanıyoruz. Standart monofilament misinalara kıyasla 2 katı fazla kopma yükü olduğu için, neredeyse 2 katına yakın daha fazla misinayı 350-400 metre kadar makinaya sarma olanağı elde ediyoruz.
9-Makine olarak Banax 50 ve KAM700-II Level çıkrık makinaları kullanıyoruz. Büyük makinalarda gezer sistemini tercih etmiyoruz. Bazı tekneciler kamış kullanmadan, makineyi vardavela üzerine monte erek av yapıyorlar. Büyük balıklarda kamışın avantajları tartışılmaz ancak birçok uzakyol teknecisi vardavelaya monte ettiği çıkrık makineleri kullanarak av yapıyor.
 |
 |
Solda Banax-50 standart takımlar için, sağda ise KAM II-L iki seviyeli ağır takım için kullandığımız çıkrıklar |
10-Kamış olarak 160-200 cm arası kısa dayanıklı kamışlar tercih edilir. Kamışların sap kısmı gövdesine kıyasla oldukça uzun, vardevelaya tespit edilen kamış tutucuların içine girebilecek gibi dizayn edilmiş olması lazım. Bu düzenek ile, sapın en altında + şeklinde açılmış bir çentik, yuvasına oturup, oltanın dönmesine engel oluyor. Aynı çentiği mücadele kemeri tabir edilen, balık geldiğinde bele sarılan bir kemerdeki yuvaya oturtma suretiyle kullanmak da mümkün.
Kamışların bir diğer özelliği misinanın geçtiği yol. Genelde bilyalı makaralardan oluşan sistemler kullanılıyor.
11-Kakıç, kepçe ve diğerleri. Kepçe ve kakıç trofe avcılığının olmazsa olmazı. Yoksa belli bir büyüklüğe kadar bota falan almak mümkün ancak belli bir büyüklüğün üstündeki balıklarda, avı kaybetmenin ilk sebebi balığı tekneye alma aşamasında gerçekleşiyor. Lotus’ta iki kakıç var. Birisi 70-80 cm’lik kısa kakıç. Bir de standart 35 mm’lik kakıcımızın diğer ucuna özel bir yapma aparat ile monte ettiğimiz bir kakıç daha var. Onun boyu 2 mt’den fazla. Tekneye almak için kullanıyoruz, ancak sivri ucunu devamlı güvertede tutmak ciddi sakatlıklara yol açabileceği için söküp kaldırıyoruz.
12- Mücadele kemeri. Uzun süren avlarda büyük rahatlık sağlıyor.
13- Olta kutusu. Tertipli ve belli bir düzene göre yerleştirilmiş olta kutusu av için çok önemli.
YÖNTEM ve UYGULAMA
Balık tutmanın ilk ve tartışılmaz kuralı, oltayı suya atmak!
Genelde bir tane derinden bir tane de yüzeyden gelen sistem kullanmak ve mümkün mertebe bunların aralarındaki mesafeyi geniş tutmak şansı arttırıyor.
 |
Arkadan çekilen olta saysını ve bunların derinliklerinin birbirinden farklı olması-mümkün olduğu kadar geniş bir alanının taranmasını ve avı bulma şansını arttırıyor. |
Balık geldiğinde diğer oltayı sarmak önemli.
Rapala gibi yapayları kullanırken, suya düzgün girmesi, ilk başta atlamaması ve su içinde düzgün hareket ediyor olmasını sağlamak lazım. Bu iş için gerekirse hız kesmek uygun olur.
Dibe dalan rapalaların üzerlerine çok yük biniyor.
Yaklaşık 70 metreden fazla kaloma vermek lazım. Yüksek süratlerde bunu arttırmak gerekebilir. Motorla giderken keza kalomayı uzun tutmak lazım.
Eğer bot kıçtan çekiliyorsa, oltanın salarken veya çekerken takılmaması önemli!
Debriyaj sesli tarafta bırakılmalı. Motor sesi veya kamara içindeyken balığın geldiğini duymak mümkün değil.
Tekne yola oturduğunda gerekli kaloma verildikten sonra, debriyajı yaklaşık 200-250 gm ağırlık ile çekmekle açılacak gibi sıkmak ve sabırla beklemek lazım. Tecrübeli balıkçılar işin bu kısmı için, “düzeneği gerektiği gibi ayarla ve oltayı unut” tabirini kullanırlar.
Balık geldiğinde yapılması gerekenler biraz MOB manevrasına benzetiyorum ben. Makinedeki malum sesi duyan, avazı çıktığı kadar “BALIIK” diye bağırıyor. Eğer motordaysa, hemen gaz kesiyor; yelkendeyse hemen gerekli manevra yapılarak tekne yavaşlatılıyor veya tamamen durduruluyor.
Bu sırada en önemli husus kesinlikle makine ayarlarıyla oynamamak veya misinayı elle-hele de çıplak elle- tutmaya çalışmamak! İlk yakalandığında çok güçlü ve hızlı olan balıklar, teknenin de hızı ile büyük bir süratle misinayı götürüyorlar.
Balık genelde en çok ilk yakalandığı anda veya en son tekneye alınırken kaçıyor.
Ton ve orkinos biraz tembel ve ağırlığı ile mücadele ediyor. Lambuka oldukça vahşi, son ana kadar hatta tekneye/bota alındıktan sonra dahi çırpınmaya devam ediyor.
Balıkları bu aşamada sakinleştirmek için galsamalarına (solungaçlarına) rakı veya sert alkollü bir içki dökmek tavsiye ediliyor. Bir diğer yöntem üzerlerine ıslak bir battaniye veya havlu atmak.
Lambukanın ağzından çırpınırken oltayı çıkartmaya çalışmamak lazım. Gerçekten güçlü çeneleri olan bu balığın veya ağzındaki iğnelerin yaralanmalara sebep olması işten bile değil.
Bir de limana veya koya girildiğinde oltaları unutmamak önem arz ediyor.
Seferin sonunda, oltayı sarıp ilk fırdöndüye geldikten sonraki kısmı bu iş için yapılmış büyük mantarlara sarıp kenara kaldıranlar olduğu gibi, kamışın üstüne saranlar da var. Ben genelde üşendiğim için kamışa sarıyorum.
Oltaları genelde kıçta olan kamış tutucularına yerleştirildiğinde, üstlerinde-eğer bırakıldıysa oltalar ve iğnelerin bayrak, kıç koltukları ve ama özellikle manevra ile uğraşanların ellerine saplanmaması için kaldırmak gerekiyor.
SEPET
Özellikle Güney kıyılarımızda teknede balık avlamanın zevkli bir yöntemi de sepettir.
Eskiden sazdan ama artık günümüzde telden yapılan bu sepetler teknenin sabit olarak durduğu yerlerde kullanılır.
En iyi sepet yapanlar Bozburun menşeili ustalardır.
Tercihen sepetin dip kısmı ayrıca açılabiliyor olması avantajlıdır, böylece sokkan gibi veya benzeri zehirli balıkları çıkartmak kolaylaşır.
Sepetin tercihen eski veya paslı olması daha zor farkedilmesini sağlar, yepyeni alınmış sepetler "avcı" değildir.
Geceden veya gündüzden yemlenerek dibe yerleştirilir.
En iyi yemler genelde ekmek içi, marul veya kıvırcık gibi yeşillikler, peynir ve bulunabilirse tazesinden kalamar gibi deniz ürünleridir.
Kalınca bir misina ile tekneye veya yüzeyde bir şamandıraya bağlanabileceği gibi iyi kerteriz alarak dipte de bırakılabilir. Bu iş için ip veya halat kullanılmaz.
Tekneye bağlandığında teknenin alargada gezmiyor olması gerekir.
Dipte yerleştirildiği nokta genelde çayır veya eriştelik tabir edilen alanlarla kumluk bölgelerin kesiştiği yerlerdir.
Sepetin duvarlarına birkaç erişte sabitlemek görünürlüğü azaltmak açısından işe yarayabilir.
Ayın fazlaca olduğu geceler yakamozun azalması sayesinde daha bereketli olur.
Uzunca süre dipte bırakılırsa çiyan veya deniz hıyarlarını çeker.
En çok av veren balıklar kupez, sokkan, melanur, bazen çipura, karagöz ve çeşitleridir. Ender olarak bir ahtapot da girebilir.
|