16 Temmuz 2011
Lotus’un bu seneki klasikleşmiş aile boyu tatilinde yine bilindik isimler var. Ömer ve Firuz Temmuz’un ikinci yarısında tatile çıkacaklarını zaten çok önceden söylemişlerdi. Aslında Datça’da bir sergi açılışına gideceklerdi, ancak ertelendiği için kuzey Ege’de kalmışlar 1 hafta Assos’ta oyalanmışlar. Erol Ağabey bizimle arabayla gelecek. Sırf denemek için bu sefer çocuklarla arabayla gidelim dedik. Nihal ise son dakikaya kadar tam tarih belli olmadığı için, uçaklarda yer bulamadı, otobüs seyahati ile Bodrum’a gelecek. Henüz nereye gideceğimize tam karar vermedik. Kos ve Kalimnos’un batısı bir alternatif, bir diğeri de her sene klasikleşmiş Arkhi-Marathi-Lipsi üçgeni. Bu adaları çok seviyoruz, ruhu bize çok yakın geliyor nedense. Nisiros ve Simi olayından havaların çok sıcak devam ediyor olması sebebiyle vazgeçtik. Pserimos-Vathi17 Temmuz 2011
Sabah harika bir güne uyandık. Mahmurluğu üstümüzden atmanın en iyi yolu tabi ki de denize atlamak. Ömer ile kısa bir şnorkel turundan fazlaca birşey çıkmadı. Biraz hayal kırıklığı ile tekneye döndük.
Vathi-Yalıkavak18 Temmuz 2011
|
![]() |
Lotus Seyirde |
Sabah hemen yanımızda balık tutan yaşlı adamın oltasına gelen çipura ile uyandık. Adamcağız o basit düzenekle bir saat içinde kovasını doldurup şaşkın bakışlarımız altında, sakince pılısını pırtısını toplayıp geldiği gibi sessizce gitti.
Hemen arkasından Vathi sabahı klasiği, motorsikletiyle deniz kıyısına gelip elbiseleriyle sabah banyosunu yapan 70’lik nine geldi!
Artık uyanma zamanı. Tur tekneleri de gelmeden bağlandığımız yerden ayrıldık. Hemen yanda Almeires dediğimiz gerçek adının hiçbir pilot kitaptan öğrenemediğimiz koyumuza geldik. Ağaca uzun koltuk. Herkes cumburlop denize.
Serdar’lar düşündüğümüzden daha ağır hareket ediyorlar. Henüz onlarla nerede buluşacağımıza karar vermedik. Belki biz kuzeye doğru çıkarken onlar da Yalıkavak’tan gelirler. Belki de biz karşıya geçeriz…
Ağacın gölgesinden yararlanmak için karaya çıktık. Ömer Deniz sahildeki taşları görünce sevinçten havalara zıpladı.
Öğleden sonra rüzgarıyla Türkiye tarafına geçip, akşam marinada veya Gümüşlük’te kaldıktan sonra sabah erken iki tekne Leros’a seyretmeye karar verdik. Hazırlıklarımızı yapıp, yelken basmak için, demir alıp küçük koydan çıktık.
Sancaktan 25 üstü esen rüzgarda tam arma, Kiremit Adası’na kadar seyrimiz yaklaşık 1 saat kadar ancak sürdü. Küçük Kiremit adasının kuytusunda deniz sefası v erken akşam yemeği için mola verdik. Akşam yemeği için Bodrum lokantalarında kazıklanmaya hiç niyetimiz yok!
Botla sahilde Koyunbaba’ya geçip Nalan ile birkaç parça meze aldık. Bu takviye ile mükellef bir sofra hemencecik oluştu bile. Makarna, şarap ve yanında harika mezeler…
Akşam geç saatte Yalıkavak Marina’ya geçtik. Yeni yapılmış yüzer pontona kıçtankara bağlandık. Akşam sahilde dondurma ve satranç. Levo’yu karşılama, Serdarlar ile hasret giderme.
Sabah erken kalkıp Leros’a geçmeye karar verdik. Oradan nereye geçeceğimize bakacağız.
Saatin sesiyle uyandım. Kokpitte yatanlar da kalktılar hemen, Serdar’a kanal 73’ten anons. O da hazırmış zaten. Erol Ağabey onun tekneye geçti.
İki tekne önlü arkalı seyre koyulduk, rota Leros.
Serdar’ın bir günü var sadece ertesi gün dönecek. Elif’i babanneye bırakmışlar.
Çok az bir rüzgar çıkınca önce genova bastık ama kısa sürdü, hava değişken oldukça. Birkaç gün bu şekilde esecek anlaşılan. Bu sene mevsimler bir ilginç Temmuz’un sonunda hala lodos esiyor!
3,5 saatlik sakin bir seyir ile Xerocampos’a hasıl olduk. Sahile yakın bulduğumuz tonozlardan birisine bağlandık. 15-20 dk kadar sonra da Serdar’lar da geldi. Onlar da ayrıca bir tonoz alacaklarına bizim üstümüze bağlandılar. Bakalım akşama kadar ne yapacağız belli değil zaten…
Herkes suda. Sonrasında harika bir kahvaltı.
Sahile kıçtankara olmamız mümkün değil, botla çıktık. Ömer Deniz zaten “denize taş atma” derdinde. Çağla bebek te ilk tuzlu su banyosunu yaptı, bu vesileyle…
![]() |
Kumsalda Grafik Çalışması |
Biz de “balıkçı”nın masalarına yayılıp, iftarı erkene aldık! Harika mezeler Mythos ve Fix biralarının karşılaştırması ile geçti öğle yemeği.
Sonrasında Lotus’un dingisine isim ve logo yazma pratiği. Ömer ve Levo’nunel becerileri ile bana göre çok başarılı oldu! Süperrrr…
Akşam saati halatı bırakıp, Pandelis tarafına geçtik. Mendireğin hemen dışına kıçtankara olduk. Serdar da bizim yanımıza. Deniz sefası, sohbet ve muhabbetin akabinde biz hariç herkes karaya çıktı. Çağla oldukça huzursuz. Biz Nalan ile onun yanında kalmaya karar verdik.
Pandelis’in meşhur tavernası Zorba’da yer yokmuş, bizimkiler yan restauranta oturmuşlar. İnanılmaz yedik, ikramlar falan acayipti” diye anlata anlata bitiremediler ama onlara bizim teknede kurduğumuz sofranın da aşağı kalır tarafı olmadığını söylemedik ;)
Akşam aktivite amaçlı kaleye yürümüşler ama yolunu bulamayınca vazgeçmişler…
![]() |
Leros Mağaraları ve Cobra King |
Serdar’lar sabahtan ayrılacaklar.
İhtiyaçlar için Nalan ile beraber botla sahile çıktık. Ada yeni yeni uyanıyor. Amy Winehouse’ın Londra’da bir otel odasında ölü bulunduğu haberi ikimizin de içini parçaladı… Son dönemde etkilenerek dinlediğimiz sıra dışı bir sanatçıydı, yeri doldurulamaz…
Birer kahve içip eksikleri alıp tekneye geçtik.
Serdarlar kahvaltıya kalmadılar. Biz de onlarla beraber demir alıp, kuzeye doğru yollandık. Önce Alindas… Büyük bir koy. İçine girip fazla oyalanmadan çıktık.
Hafif bir lodos esiyor. Olta suda…
Kayalıklar arasından sıyrılarak, Lipsi’ye çıktık. Öncesindeki kayalıklarda oltayı taktık. Diğerini kurtardık ama pahalı olan rapalam suyun dibinde. Ben lüzümsuz asabiyet yapınca Erol Ağabey, haklı olarak gönül koydu…
Adaların arasından geçip birçok günlük tur teknesi ve büyükçe bir Türk guletin (Cobra King) manevralarına rağmen en şık yere demirledik. Gerçi müşterisini tanıyordum-Adna Polat’ın kardeşi Murat Polat selam verdim, davet ettim ama incelik yapıp gelmediler-allahtan!
Botla rapalayı arama çalışmamız hüsranla sonuçlandı. Ama lodos sebebiyle burası alışık olduğumuzun tersine çarşaf gibi değil, biraz çırpıntı alıyor. Demir alıp kuzeye yollandık. Lipsi’nin batısındaki koylar bu havada çok güzel ama, hiç birinden çok da fazla etkilenmedik.
Rota Marathi…
Bu sefer koya girişte, sağdaki Pandelis Restaurant’da konaklayacağız, kararlıyız.
İskeleye yakın hiçbir tonoz bulamayınca demir attık. Dalıp bakınca bir de boşta tonoz bulunca onu da aldık. Beklerken etraftaki tekneleri seyrediyoruz, bir Hanse 54’e aşık olduk. Bunda tabi dibini bulduğumuz bir şişe Bacardi’nin de payı büyük.
İskeledeki tur tekneleri çıkınca, uzun halatla kıçtankara olduk. Derinliği kollayarak, iskeleye 0 yanaştık… Bizi gören yandaki Türkler de aynı şekilde yanaştılar.
Burasının sahiplerini çok seviyor ve takdir ediyoruz. İlk olarak 1978’de geldikleri ve üstünde hiç bişey olmayan adada resmen bir vaha yaratmışlar… Zevkleri de ayrıca güzel. Restauranta ek olarak gecelemek ve konaklamak için birkaç odaları bile var…
Sağımızda ve solumuzda lüks motoryatlardan gelen Türk turistlerin arasında mütevazi bir yemek yedik. Onlarınkini bilmiyorum ama biz, greek salad, kalamari, octopus, patates kızartması, ouzo’ya kişi başı 15 Euro ödedik.
Ufaklıklar uyuduktan sonra enerjisi kalanlar yıldızları seyretmeye tepeye çıktık. Harika yıldız kaymaları… Gece tekneye dönerken, küçücük adada tabidir ki yolumuzu kaybettik ))
Yattık uyuduk.
![]() |
Marathi'de kıçtankara |
![]() |
Stresli Yolculuk Yoktur Az Bira Vardır! |
Sabah inanılmaz bir çiğ ile uyandık. Etraf çok nemli. Ömer ve diğer ekip dışarıda nasıl yatmış belli değil. Çay suyunu koydum. Erol Ağabey ve Ömer de kalktılar.
Sabah kahvaltısı yine teknede yapacağız. Ömer mükellef bişeyler hazırlamış bile. Yunan adalarında bir tespitimiz var, lokanta ne kadar iyi olursa olsun kahvaltıları berbat… Pandelis’te bile öyle!
Ama kısa bir serinleme deniz sefasından sonra, demir alıp iskeleden ayrıldık.
Hemen karşımızdaki Arkhi’nin lagun tabir edilen küçük adalarına doğru yollandık. Yaklaşık yarım saat bile değil. Güzel bir aralığa demir atıp, kahvaltıya giriştik.
Akşam elektrik ve diğer öte beri ihtiyacı için Lipsi’ye yanaşacağız.
Pırıl pırıl suda demirde duran Lotus’un altındaki dünyayı keşif için hemen şnorkeller takıldı, suya girildi. Etraf nispeten zengin, kestane iskeletleri, amforalar, deniz kirpileri Ömer bayağı bir malzeme topladı. Öğleden sonra demir alıp, Lipsi’nin doğusundaki küçük adalara yollandık. Ama amaç bu sefer lodosa kapalı-hep gitmeye fırsatımızın olmadığı adaların kuzey kıyıları…
![]() |
Lipsi Sokakları |
Harika bir kumsalın önünde tek bir tur teknesinin yanına demirledik. Birazdan da tekne çıkınca tüm deniz bize ait gibi kaldı sanki.
Harika şnorkel aktiviteleri sonrasında demir alıp aşağıya yollandık. Lipsinin etrafını dolaşıp koya girdik. Rüzgar yandan basıyor. Dikkatle demir atarken uzaktan bir bot dimdirekt üstümüze doğru geldiğini fark ettik, Tümay Korsan’mış. Selamlaştık…
İskelenin dış tarafına bir sene önce demirlediğimiz yere, bir motoryat ile yelkenli arasına kıçtankara olduk, farklı olarak bu sene o kadar sert bir kuzeyli hava yok. Çok hafif iskele başomuzluktan alıyoruz. Beton iskele üstünde kendimize elektrik alacağız bir de priz bulunca keyfimiz iyice yerine geldi. Bir süre sonra nitekim iskele sorumlusu da geldi, Lipsi’dekilerin çöp konusunda özellikle takık olduklarını geçtiğimiz senelerden tespit etmiş olduğum için “çöp-möp yok atmayacağız hiç birini” dedim, yoksa hepsini ayrıştırmamız plastikleri bilmem ne renk torbaya, camları farklı-bebek bezleri farklı renkli torbalara koymamız için yarım saatlik bir diskur çekecek, adım gibi eminim…
Yandaki tekneden halatımızı alan kaptana küçük bir el emeği hazırladık memnun oldular.
Ömer Deniz zaten daha yanaşır yanaşmaz sahile zıplamıştı, her bir işi halledince biz de adaya çıktık. Bizimkileri etrafı tavaf etmiş, sahildeki tavernaya konuçlanmış olarak bulduk, masaya eklendik…
Menü ahtapot salata, kalamar, greek salad, patates kızartması ve tabi ki de ouzo!
Hesap yine 10 Euro civarı geldi. Adalarda yediğimiz en güzel ahtapottu tartışmasız.
Lipsi’nin fırını meşhur ama saat o saat değil henüz. Bakalım yarın sabah erken çıkmazsak yayılırız masalarına deyip pas geçtik, bu seferlik.
Bizim koltuk halatının kopmuş olduğu haberi geldi. Ömer ile Erol ağabey benden önce yetişmişler, zaten olayı fark eden yan tekne-sağolsunlar-yeni bir halat ile sağlama almışlar.
Köşedeki marketten eksik öteberiyi tamamladık. Ben LaPaz teneke kutu ile Metaxa stoğunu tazeledim. Akşam çok da geçe kalmadan yattık uyuduk.
![]() |
Vathi-Yalıkavak-Leros-Lipsi Rotası |
![]() |
Banyo Cefası |
Akşamdan konuştuğumuz üzere Tümay ile sözleştiğimiz gibi 06.00’da avara olduk. Erol ağabey demirde, yandaki motoryatın zincirine takmışız. Kısa bir manevra ile kurtardık çapayı.
Daha koydan çıkmadan oltalar suda.
Tümay şimdilik önden gidiyor.
Çarşaf gibi denizde sallantısız gidiyoruz. Otopilotta bir enayilik var, dolanıp duruyor. Ayarlarıyla uzunca bir süre oynadı Erol Ağabey ama sonunda yaptı.
Leros açıklarında oltaları karıştırdığımız ortaya çıktı. Yarım saat kadar onunla uğraştık. Neyse çözdük bir şekilde. Yola devam. Rota aslında başta Port Atami idi ama hem Ortakent’e, arabaları bıraktığımız yere uzak olacağı için hem de bir sonra gelecek olan ekibe kolaylık olsun diye Turgutreis’e yollandık.
Tümay ile kanal 14’ten temas halindeyiz. O da kahvaltı için Gümüşlük’e gireceğini belirtti.
Biz Çatal Ada’nın batı sahilini tercih ettik. Pek tekne yok, taşlıkların arasından sıyrılıp harika bir kumluğa funda demir. Günübirlik bir teknenin gelip dibimize çakmasına kadar geçen 2 saatlik süre, kahvaltımızı bitirip bütün etrafı şnorkelle tavaf etmemize yetti de arttı bile. Kayalığın hemen dibindeki ahtapot uzunca bir süre meşgul etti bizi…
Demir alıp, hemen köşeyi dönünce daha önceki senelrden bildiğimiz hoş bir başka köşeye demirledik, bu sefer öğle yemeği için. Marinaya girmek için henüz erken, daha vaktimiz var.
Çamaşırlar, tekneyi neta etme, çantalar falan derken vakit hızlıca aktı. Bir tatilin daha sonuna geldik. Ömer ve Nihal Ortakent’e gidip arabayı aldılar. Erol Ağabey ile Levent teknede kalacaklar zaten, bir sonraki gelen grupta Ali Özer, Rauf ve arkadaşları ile seyahate devam edecekler.
Akşam 6-7 gibi Nihal’i uçağa bıraktıktan sonra İzmir’e yollanacağız. Orada Atilla Ağabey’in oğlunun imtihan başarısı için toplanan dostlarla kucaklaşacağız. Nurettin ağabey sağolsun yine bizi harika bir şekilde ağırladı. İnanılmaz lezzetli bir kokoreç partisinde yeni yüzler ile tanıştık, eskiler ile hasret giderdik… Seviyorum ben bu İzmir’lileri… )))
![]() |
Lipsi-Marathi-Arkhi-Çatalada-Turgutreis Rotası |
![]() |
Güvertede |
Sevgili Ali Özer'in ağzından Lotus'ta 3 gün!
Rauf ve Ceyhan’la birlikte İstanbul’dan 06:30 uçağıyla Bodrum’a gelip Turgutreis D-marinadaki Lotusa vardığımızda saat daha 09:00 olmamıştı. Sevgili Erol ve Levent dostlar bizi pek sıcak karşıladılar. Çayımızı içip derhal Tansaş’a alışverişe koştuk. Tansaş servisi 4 gün sürecek keyif için aldıklarımızı bizle birlikte minibüsle tekneye kadar getirdi. Ekibin yarısı yerleştirme işi yaparken Rauf’la ben de marina check-out işini halledince yaptık anonsu, verdik gazı, işte marina ağzı.
İlk cevap aranacak soru kendiliğinden doğdu. Nereye gideceğiz. Hemen Erol kaptan, “durun hele bir yüzme molası verelim düşünürüz” deyince pruva Çatal ada. 1 saat kadar yüzüp ilk biralarımızı da tadınca benim önerim güzel esen havada (Erol kaptanında olmasının verdiği rahatlıkla) Knidos’a gidelim dedim. Ekip Okeyi verince pruva Kos doğu ucu. 12 mil kadar yolumuz var Kos burnuna. Geniş apaz 6-7 knot gidiyoruz. Keyifler harika. Artan rüzgârla buruna yaklaştık. Sörfçülere çaparız olmayalım diye şamandıraların açığından verdik pruvayı 190 başa. Rota Knidos. Dalgalar başladı büyümeye. Rüzgâr tam Pupa iğnecikten esiyor. Cenoa’yı sancağa aldık. Ben dümende, ayıbacağı gidiyoruz. Dalgalar büyüyor, hava sertliyor.
![]() |
Denizler Büyüyor |
Yalpadan Cenoa pek çalışamadığı için kapattık. Ana yelken herhalde 7,5 - 8 Knot falan gidiyoruz. Hani kaptanın bildik deyişiyle tam “dangur dungur” gidiyoruz. Koca Lotus bu kadar yalpalıyorsa hani 32 feet bir teknede olsaydık acaba nasıl olurdu diye düşünüyorum. Denizin üstü nerdeyse bembeyaz Ayakta zor durulmaca durumu. Erol kaptan kavança tehlikesine karşı bumbayı bağladı. Şimdi daha rahatız. 15 mili 2 saatte almışız. Döndük burnu limanın kuzeyine kıçtankara olduk ama hava hala güzel esiyor. Gece durur diye beklentimize rağmen durmadı. Yüzme keyfi sonrası Ceyhan bize ne kadar mükemmel bir aşçı olduğunu daha o akşam yaptığı harika bonfile ile ispat etti. Seyir süresince yemek yapma ihalesini de kazanmış oldu. Erol kaptanla Levent havuzlukta yatmaca. Hepimizin gözlerimizden uyku akmasına rağmen beni de, önce komşu guletlerin cıstaklarından sonradan da artan hava sebebiyle pek uyku tutmadı. Bu arada Knidos’da sabah uyanmak da bir başka güzelmiş.
![]() |
Knidos-Büyük Liman |
Bu gün rotamız doğuya. Ateş korsanla konuşmuşuz bir koyda buluşacağız. Sabah Rauf’un süper menemenli kahvaltısı sonrası çözdük halatları ver gazı ileri rota belli Palamut bükü. Motor ile gidiyoruz. Rüzgâr yok. Sanıyorum 1 saatte vardık. Su harika. Yüzme, bira, yüzme yine bira derken a o da ne ! Bitmez denilen bira stokumuz tükenmesin mi… Demek ki bizim alümyon kutu temininde yeterince adet öngörümüz gelişememiş. Neyse Levent ve Raufla üçümüz atladık motora aldık çöpümüzü de yanımıza Allahtan marketlerde yeterli bira stoku varmış. Bot ha battı ha batacak ağırlığımızdan. Döndük bizim vapura. Biraz daha yüzdükten sonra vira bismillah. Motorla gidiyoruz. Rotamız Hisarönü körfez gidişimde Dirsek bükü. Orada buluşacağız Ateş korsanın yeni Kediisiyle. Erol kaptan salonda uyumaca. Levent dostumuz süper resimler çekmece. Rauf her zamanki gibi eğlenceli. Ceyhan dümende (işi motorsiklet modifikasyonu ya) sanırsın custom chopper kullanıyor.
Biraz sonra hava başladı ufaktan esmeye hemen yelkenler fora Tam apazdan iskele kontra süper gidiyoruz. Otopilot bazen tutayım diyor bazen de bana ne ben oynamıyorum “ne haliniz varsa görün” moduna giriyor. Dümen bende. Simi sancak kemerede, gidiyoruz keyifle. Bira stoku (şimdilik) sağlam.
![]() |
Dirsek Bükü |
Koy girişinde topladık yelkenleri. Girdik dirsek büküne. Ne güzel bir yer burası. Kocaman koy. Çok tekne var içeride. Kedii’yi gördük selamlaştık. Onlar demirde. Biz koyun bitiminde attık demirimizi kıçtankara olduk birkaç teknenin arasına. Çift koltuk halatı bağlamışız bir de tonuz bulduk mu orda. Onu da alınca eh bu gece esse bile rahatız. Standart uygulama olan yüzme ve birkaç bira sonrası Erol kaptanla bota atlayıp motorla Kediiye geçtik. Sevgili Serpil ve Ateş ve teknedeki misafirleri ile birlikte bizi pek keyifli ağırladılar. Önce hoş gelmişin birası, sonrasında ay ne iyi oldu da geldiniz beyaz sıvısı, gibi muhtelif ikramlar sonrası vakit artık akşama niyetlenince 2 bot olarak Lotus’a geçtik. Bu durumda iade-i ziyaret yapan Kedii ekibine biz de, Rauf’un her geziye ne yapıp edip getirdiği özel viskisinden ikram ettik.
Tekneyi o kadar bağlamışız ya, gece hava kaldı. Bizde pek rahat geçirdik geceyi. Sabah yüzme ve kahvaltı keyfi bitince gitme zamanı geldi. Erol kaptan dümende, Rauf, Levent, Ceyhan ve ben güvertede hazır ol da selam durup Ağzımızla da 3 defada düdük çalarak Kedii’nin etrafında tur atıp ekibini selamladık ve vedalaşmış olduk. Pruva koy ağzı. Çıktık ya açık denize, hava da var hafiften hadi yelkeni açalım açmasına da, bakalım yelken açılmak istiyor mu? I-ıh istemiyor. Yarıya kadar açılıyor. O kadar. Sıkışmış tık yok. Tekrar kapa, tekrar açmaya uğraş derken deneyecek tek yöntem kaldı direğe çıkılacak. Erol kaptan kuşandı portatif sandalyeyi (artık adına ne deniyorsa) ben vinçte, başladık çekmeye kaptanı direğe. 3-5 uğraşıdan sonra yelken tamam. Zaten her zaman ne deniyor? Erol kaptan varsa sorun yok. Niye sıkıştı bu yelken şimdi. Demek ki güzel saramamışız. Napmıcan? Lotusta yelkeni tek başına sarmıcan. Muhakkak birisi de sana direk dibinde yardım edecek. Bize bir tecrübe daha. Verdik pruvayı dün geldiğimiz rotaya aynen geri Knidos’a. Biraz gittik, rüzgâr ve dalga tam kafadan geliyor. Motorla seyrediyoruz. Rauf’la ben baştayız. Ayaklarımızı bordalardan sarkıtmışız. Zaman zaman bilimize kadar suya dalıp çıkarak ilerliyoruz. Keyfimiz süper. Böyle geçti herhalde 2 saat. Güneşten bir yanmışız ki, sanki tüp patlamış durumu. Ceyhan hemen sırtımıza zeytinyağı sürdü. 2 saatte acı macı kalmadı rahatladık. Sağol Ceyhan. Daa da başka bir şey kullanmam yanarken. Buradan herkese tavsiye olunur.
![]() |
Açıkdenizde seyir |
Güzel bir seyir sonrası akşamüstü vardık yine Knidos büyük limana, 2 gece evvel bağlandığımız yere yine kıçtankara olduk ama rüzgâr tam sancak bordadan basıyor. Demirimiz taradı tarayacak. Herkes tedirgin. O şekilde gece kalmamız pek olası değil. Artık Knidos’un da tecrübelisiyiz ya biliyoruz hava durmayacak. Ne yapalım topladık halatları, aldık demiri, koyun ortasına birkaç başka tekne civarına çaktık. Pek güzel tuttu. Lotus bildiği gibi salınıp, rüzgarla dansına başladı. Bende Leventle aynen bota, çevreyi tavaf etmeye. Levent’in süper Canon’uyla bol bol resimler çektik. Harabelerde, antik tiyatroda, keşke daha geniş bir zamanda sindirerek gezebilseydik diyerekten hızlı bir tur attık. Çok beğendik. Tez zamanda tekrar gelinmeli. Bir de bu gibi değerlerimizi bakımlı tutmayı becerebilsek ne güzel olacak. 2000 yıllık bir tarih, çok daha güzel ve temiz tutulmalı.
Döndük tekneye, Ceyhan’ın harika makarnası bizi bekliyordu. Yorgunluktan rakılar bile 1 er kadeh ancak içilebildi. Gece biraz sohbet sonrası herkes uyumaya çekildi. Sabah altıda kalkacağız ki, denizlere kalmadan Orak adayı bulalım.
![]() |
Chef de cuisine in action! |
![]() |
Gün batımında antik şehir... |
Bugün son seyir günümüz. Yarın (P.tesi) sabah Lotusu İstanbul’dan gelen dostlara teslim edip biz de 08:00 Uçağıyla doğru İstanbul’a işe. Sabah 6:30 gibi bastık marşa, 1 saat kadar motorla Gökova’ya kadar geldik. Sonrasında rüzgârı bulunca keyifli bir yelken seyirle Orak adaya vardık. Kahvaltı, seyirde sandviç ve çay. Orak ada etrafında bir tur sonrası benim geçen seneki seyirden çok beğendiğim (ve Erol kaptanla Lotus’un bumbayı söküp taktığımız) koy olan pabuç koyuna kıçtankara olduk. Hemen deniz. Akşam üstüne kadar buradayız . Dönüş planlaması yapıyoruz. Lotus’u Bodrum Milta marinaya bağlayacağız kararındayız. Ama hesabımızda marinanın ı-ıh doluyus opsiyonu hiç yok. Taa ki I-phone’dan telini bulup arayıncaya kadar. O gün Yelken yarışları varmış % 140 dolularmış mümkün değilmiş. Demek ki bize yine Turgutreis D-marin rotası gözüktü deyip ona göre planlama yapıyoruz. Bu durumda yaklaşık 2 saat daha buradayız demektir diyoruz. Ama plan yine tutmuyor. Niye ? Zira telefonda D-marin yetkilisi maalesef rezervasyon alamayız Boat Show var full doluyuz diyor. Yaa abicim lütfen mütfen desek de mümkün değil. Kaldık mı ortada. Erol kaptan no problem Orta kente bağlarız demesine rağmen biz birkaç defa daha her iki marinayı da check ediyoruz. Netice tabii değişmiyor.
Hadi o zaman vakitli çıkalım deyip rota Kara ada arasından Bodrum. Giremeyeceğiz ya, hiç olmadı mazot alalım Milta’dan diye önce Bodrum’a rota tutmuşuz. Rüzgâr tam kafadan motor seyirle gidiyoruz. Her şey güzel. Bodrum gözüktü Derken Rauf’tan bir ses Abiler yaa, bu marinanın genel müdürü bizim tandık demez mi. Yeni hatırlamış. İşten tanışırlarmış bir şekilde. Zaten tanımasa şaşardık. Adam meslek zengini. Kaç yıl gazetecilik yapmış. Neyse Hemen telefon ediyor, 5 dakika sonra bize buyurun bekliyoruz teyidi geliyor ilgiliden. Keyiflerimiz zaten hiç bozulmamıştı ama şimdi katlandı.
Kısa bir sıra bekleme sonrası mazotumuzu alıp B pontonun en dibine bağlıyoruz Lotus’u salimen, o sıra tornistanda çıkarttığı yeni bir düğmen problemine rağmen. Herkes derhal görev yerine dağılıyor. Rauf soğuk mavi alümyon kutular tedarikine. Ceyhan’la, Erol kaptan aşağıya dümen tamirine. Hep beraber tekneyi ‘de neta edip bir güzel de yıkayıp topladıktan sonra duşlar alınıyor, abiye şortlar çekiliyor, Bodrum tavafına çıkılıyor. Sabah erkenden otogardan Onur Air servisi ile havaalanı ve İstanbul. Tüm ekip, Allah Lotus’a selamet versin bize de tekrarını nasip etsin dualarımızla vedalaşıyoruz. Erol kaptanıı motorun arkasında Etiler’e bırakıp süper keyifli 4 günlük bir tatili tamamlayarak şirkete gidiyorum. Tekrar çok teşekkürler Merem korsan.
![]() |
Turgutreis-Knidos-Dirsek Bükü Rotası |